Kamu kurum ve kuruluşlarının mevcut resmi yapıları, yol ve kaldırımları ile yaya geçitlerini, spor alanlarını özürlülerin erişebilirliğine uygun hale getirmelerine ilişkin olarak tanınan 7 yıllık süre 7 Temmuz 2012 tarihinde sona eriyor. Konunun takipçisi olarak 2005 yılından itibaren yapılan kamu binalarını izlemeye devam ediyoruz….

Özlem BELİR, 27 Ocak 2012

Özürlülerle ilgili çalıştığım için bana en çok sorulan sorular; ailenizde özürlü var mı? … nasıl üzülmeden onlarla bir arada bulunabiliyorsunuz, ya da nasıl dayanıyorsun?… hatta arkadan en vurucu cümle geliyor… ben çok hassasım, dayanamam..!
Bu konuyu, 20 yıl önce çoğu kimse farkında değilken bir mimar olarak seçtiğimde, ailemde ve yakın ya da uzak çevremde özürlü yoktu.. Hala ailemde yok.. Aslında ilk zamanlar tepki verdiğim bana yöneltilen sorunun, haklı olarak sorulduğunu anlıyorum artık. Bakıyorum ki, birinin başına bir iş geliyor, konuya “duyarlılık” işte o andan itibaren başlıyor.

“İnsan” olunca “duyarlı” olmak ya da olmamak gibi bir hal söz konusu olabilir mi ki! Zengin-fakir, zayıf-şişman, kısa-uzun ve hatta iyi-kötü bile olunabilir ama duyarlı-duyarsız olunabilir mi? Sanıyorum ki, “duyarlı” olmak ile kastedilen aslında ilgi duyma hali.. bir insan ilgisiz olabilir mi? olur tabii… hele ki böyle konulara kim ilgi duyabilir.. Peki başımıza bir iş gelince ve ilgi duyunca, dönüp neden halen eski biz gibi olan kişilere karşı öfke duyup, duyarlı olmaya davet ederiz ki.. o kişi de az önceki biz gibi aslında, bu durumda bekleyelim onun da başına bir iş gelsin…. … böyle değil tabii.. Toplumsal duyarlılık ise insanın yaşadığı dünya ve kişilerle ilgili sorumluluk alma bilinci olarak tanımlanabilir. Topluma karşı sorumluluk almak bazen ürkütebilir insanı, çünkü kişi kendinden bir şeyler verecektir. Bu da çok göğüslenebilecek bir durum değil.. dolayısıyla da bana yöneltilen ilk soruda haklılık payı var, soranlar açısından.

Diğer soruda ise daha da çok şaşırıyorum.. üzülmek ve hassaslık konusu.. Hassas olup, üzülmemek için de duyarlı olmazsam daha fazla huzurlu ve rahat olamayacağım ben.. aldığım eğitim ile mesleğim gereği yapmak zorunda olduğum konularda hizmet vermek benim görevim.. Öğrendiklerimi duyurmak, paylaşmak da görevlerim arasında. Ben özürlü birini gördüğüm zaman “fena” olmuyorum. Aksine, o kişi, erişilebilirlik anlamında engelleniyorsa “fena” oluyorum. Hatta daha da ötesi, “utanıyorum”. Çünkü erişememesinin nedeninin en büyük sorumlusu bir mimar! Dikkat ediyorum bu konuda meslektaşlarım hiç çaba göstermiyor. Çok az arkadaşım bir proje çizerken acaba ne yapmalıyım diye düşünüyor. İmar kanununda yer alan rampa yapma zorunluluğu ve belirli bir sayıda yapılması şart koşulan özürlü WC ‘sinden bahsetmiyorum.. onları bile doğru yapmıyoruz, çünkü “ilgi” duymuyoruz. Üzülmemek için sanırım..

Şu sıra görme özürlü kişilerle çok irtibattayım, araştırmam gereği.. biliyor musunuz onlar karşılarındakini dinliyorlar..! biliyor musunuz onların belki de içlerinde fırtınalar kopuyor, ama size hiç belli etmiyorlar..! O kadar güçlü ki hepsi.. Hayata, yaşama bakışları farklı. Benim onlara acımam ne haddime.. ancak belki içlerinden onlar bana acıyordur, kendimi ifade edişimdeki acizlikten dolayı.. Bazen dalıp, “işte bak orada” dersem eğer çok gülüyorlar bana.. o kadar da erdem sahibi hepsi. Ben utanıyorum yine. Kırmamak için hemen bir espri geliyor ardından..

Ben böyle mutlu oluyorum. Size de tavsiye ederim.. O çok kızdığım “duyarlı olun” sözünü söylemeyeceğim, ancak ilgili olabilirsiniz.

Özlem BELİR
Y.mimar

Özürlüler Vakfı, 30 Aralık 2011

Ülkemizde özürlüler genellikle yardıma ihtiyacı olan bireyler olarak görülür, oysa özürlülere imkanlar tanındığında eşit yaşam koşulları oluşturulduğunda özürlülerin diğer bireyler ile birlikte eğitime, üretime, sosyal hayata katılımı mümkündür.
Ancak ihtiyaç sahibi olan özürlülere yardım yapılmak istendiğinde ise ilk akla gelen yardım malzemesi tekerlekli sandalyedir. Yardım yapmayı isteyen kişiler standart bir sandalyeyi alır ve ihtiyacı olana hediye eder.

Oysa yanlış kullanılan tekerlekli sandalye kişinin daha kötü yaşam koşullarına dahi sürükleyebilir . Bazı hastalarda skolyoza bazılarında ise bası yarasına neden olabilir. Neden mi ? Çünkü hastalıklar ve vücut yapıları tek tip değildir. Dolayısı ile Tekerlekli Sandalyeler de tek tip değildir. Nasıl ki herkes aynı ayakkabıyı giymiyorsa, her kullanıcı için de aynı sandalye uygun değildir.

Bu ihtiyaçtan hareketle 8 Aralık 2011 Perşembe günü Kadir Has Üniversitesi ev sahipliğinde Cibali Kampüsü’nde LDS Hayır Kurumu desteği ile birlikte Özürlüler Vakfı olarak doğru Tekerlekli Sandalye vermek için gönüllülere yönelik bir eğitim gerçekleştirdik. Eğitimin ardından uygulamalı olarak hastaların ölçüleri alarak, katılan kişilerin ihtiyaçlarına uygun tekerlekli sandalyeleri dağıttık.

Amaç bundan sonra verilecek tekerlekli sandalyelerin kişilere uygunluğunu tespit edecek kişilerin sayısını artırmak ve ihtiyaç sahiplerine doğru sandalyelerin verilmesini sağlamaktır.

Tekerlekli Sandalye Eğitim Programı İçeriği

- Tekerlekli sandalye güvenliği ile ilgili noktalar, Tekerlekli Sandalye İhtiyacı, Teşhis koyma ve engelleri tanıma
- Zarar riskini anlama ve zararı engelleme. Hissiyat, Basınç Ülseri, Basınçla rahatlama
- Postural deformasyon, Oturma dengesini tahlil etme, Omuz zedelenmesi
- Tekerlekli sandalye minderi seçme. Sandalye ve minder çeşitleri, 90/90/90 pozisyonu, Vücut ölçümleri
- Engellinin sandalyeye transferi, Transfer çeşitleri
- Sandalye ve minderin uyumunu sağlamak, Aks konumu, Ayak dayama yerinin ayarlanması,
- Yastık kullanımı
- Sandalye ve minder uyumundan doğacak problemleri çözme
- Sağlık, hareket edebilme ve bakım kılavuzu anlatımı
- Tekerlekli Sandalye Kliniği: Doğru yerleştirme, Hareket eğitimi, ve Tekerlekli Sandalye
Ayarlama Eğitimi

Esra BERBEROĞLU
Özürlüler Vakfı
Genel Sekreteri

Özürlüler Vakfı, 30 Aralık 2011

ÖZÜRLÜLERE UYGUN BİNA

Özürlü İnsanların İkamet Edeceği Binaların Düzenlenmesi Kuralları ya da Özürlülere Uygun Bina tanımlaması ilk okunduğunda, bu konuya gösterilen dikkat ve özeni hissettirse de, ayrımcılıktan öteye geçmemektedir. Bu ifadeler; halen kanun, yönetmelik ve standartlarımızda kullanılmaktadır. Özürlü insanlara, ikamet edecekleri binaları işaret etmek, yönlendirmek söz konusu olamaz. İnsan haklarının, tüm insanların hak ve saygınlık açısından eşit ve özgür doğduğu anlayışına dayandığı kabulü ile, böyle bir sınıflandırma ya da tanımlamanın mümkün olamayacağı bir gerçektir. Bazı binalarda özürlü yaşayabilir, diğerlerinde yaşayamaz gibi bir tanımlamanın yapılması bu grubu ötekileştirmekten öteye geçmemektedir. Özürlüye uygun bina ifadesinin kullanılması, mimarların, “benim tasarımım özürlüye hizmet etmiyor” düşüncesi ile uyulması gereken kuralları göz ardı edebilir endişesini taşımamız gerekir.

İnsan hakları ve fırsat eşitliği prensibinden hareketle, toplumun her bireyi, toplumun tüm kaynaklarından eşit olarak yararlanabilme hakkına sahiptir. Bu hak, her bireyin bağımsız, üretken ve zevkli bir yaşam biçimine ulaşabilmesi olarak da özetlenebilir. Bu tanımlama ile birlikte, “Tüm ürünlerin ve çevrelerin, yaş, beceri ve durum farkı gözetmeksizin pek çok kişi tarafından kullanılabilmesini olanaklı kılan, bütünselleşme sağlayan bir tasarım yaklaşımı” olarak ifade edilen Evrensel Tasarım kavramının İnsan Hakları prensibi ile çalıştığını söyleyebiliriz.

Tüm binaların erişilebilir olmasını kabul ettiğimizde, sadece kamu binalarının değil, tüm konutların da erişilebilir olması gerektiği kuşkusuzdur. Aksi durumlarda, fiziksel eksikliğimizin olmadığı bir dönem ya da yaşta edindiğimiz ve halen yaşamakta olduğumuz yuvamızdan, herhangi bir sorun oluşması veya yaşlılık nedeni ile bazı fiziksel yetersizlikleri yaşamamız durumunda, ayrılmamız gereği oluşmaktadır! Örneğin; tekerlekli sandalyenin geçmesi için temiz kapı boşluğunun en az 80 cm. olması gereği varsa, bundan böyle tüm konutlarda WC ve banyo kapılarının net açıklığının 80 cm. olması gereği vardır. Aksi durumda, “özürlüye uygun” bir konut arayışı içine girmemiz gerekmektedir!
Yaşadığımız çevredeki yapısal erişim sorununun, en önemli sorumlusunun “mimar” olduğu gerçeği unutulmamalıdır. ..
Bir başka deyişle; MİMAR, çizdiği her çizgi ile yaşamlarımıza dokunmaktadır.
Özlem BELİR (y. mimar)

Yiğit Kalafatoğlu, 27 Mayıs 2011

Engellenmiştir from Orçun Baş on Vimeo.

Uluslararası Engelsiz Kısa Film Festivali için ekşi sinema tarafından, ekşi sözlük katkılarıyla çekilmiş kısa film.

Yazan – Yöneten: Orçun Baş
Yürütücü Yapımcı: Sera Kadıgil
Görüntü Yönetmeni: Mustafa Köksalan
Müzik: Okay Barış
Ses: Eli Haligua – Gürkan Vayıs

Oyuncular: Sefa Gültekin, Aylin Solakoğlu, Ersin Elban, Esra Ilınca, Fidan Tek, Mustafa Köksalan, Aydın Demir, Emrah Elban, Ersan Özdemir, Erdinç Kılınç, Engin Çelik Kadıgil, Hamza Doğan, Kerim Abul, Mahmut Çarkçı, Mustafa Doğan, Mürsel Çelik, Suphiye Özbudak, Suphiye Dağ, Onur Kır, Ömer Cantay, Yılmaz Alkan, Zeki Bilir

Özürlüler Vakfı, 10 Mayıs 2011

Sadece yılda bir hafta hatırlanmak istemiyoruz.
Bu yüzden 10-16 Mayıs Sakatlar Haftasını kutlamıyoruz.

Özürlüler Vakfı, 3 Aralık 2010

3 Aralık Dünya Özürlüler Günü!

Özürlüler Vakfı, 7 Ekim 2010

30 EYLÜL – 3 EKİM 2010 TARİHLERİ ARASINDA ARKİTERA TARAFINDAN GERÇEKLEŞTİRİLEN BUILDIST YAPI MALZEMELERİ FUARI’NDA ÖZÜRLÜLER VAKFI İŞBİRLİĞİ İLE “HERKES İÇİN ERİŞİLEBİLİRLİK” KONU BAŞLIKLI BİR PANEL GERÇEKLEŞTİRDİK.

ÖZÜRLÜLERLE İLGİLİ MİMARİ DÜZENLEMELER VE EVRENSEL TASARIM KONULARIYLA, AĞIRLIKLI OLARAK MİMARLARA YÖNELİK OLARAK GERÇEKLEŞTİRİLEN BU PANELDE DEĞERLİ KATILIM VE DESTEKLERİNDEN DOLAYI BAŞTA YÜKSEK MİMAR ÖZLEM BELİR OLMAK ÜZERE AŞAĞIDA İSİMLERİ BELİRTİLEN DİĞER PANELİSTLERİMİZE VE TÜM KATILIMCILARIMIZA TEŞEKKÜR EDERİZ.

BÜLENT KELLECİ

GÖRME ÖZÜRLÜLER DERNEĞİ

YÖNETİM KURULU BAŞKANI

HAKAN ÖZGÜL

KAS HASTALIKLARI DERNEĞİ

YÖNETİM KURULU ÜYESİ

YRD.DOÇ.DR.HİCRAN ÖZALP

MALTEPE ÜNİVERSİTESİ

MİMARLIK FAKÜLTESİ

ÖĞRETİM GÖREVLİSİ

PROF.DR.HÜLYA KAYIHAN

HACETTEPE  ÜNİVERSİTESİ

FİZİK TEDAVİ VE REHABİLİTASYON YÜKSEKOKULU

Not: İsimler alfabetik sırayla yazılmıştır.

Özürlüler Vakfı, 30 Eylül 2010

FENERBAHÇE, BEŞİKTAŞ, GALATASARAY, BURSASPOR, TRABZONSPOR FUTBOL TAKIMLARININ ORJİNAL İMZALI FORMALARI ÖZÜRLÜLER VAKFI TARAFINDAN YÜRÜTÜLEN VE 0-15 YAŞ ARASINDAKİ ÖZÜRLÜ ÇOCUKLARIN AMELİYATLARININ ÜCRETSİZ OLARAK GERÇEKLEŞTİRİLDİĞİ “HAYDİ GÜLÜMSE” KAMPANYASI YARARINA SATIŞA SUNULMUŞTUR.

AYRICA KURTLAR VADİSİ, EZEL, YAPRAK DÖKÜMÜ, AŞK VE CEZA, ARKA SOKAKLAR, PAPATYAM BAŞTA OLMAK ÜZERE DAHA BİRÇOK ÜNLÜ DİZİLERİN OYUNCULARININ KOSTÜMLERİ;

SEDA SAYAN, MEHMET ALİ ERBİL, DENİZ SEKİ BAŞTA OLMAK ÜZERE BİRÇOK SANATÇILARIN KIYAFETLERİ YİNE BU KAMPANYAYA DESTEK OLMAK ÜZERE SATIŞA SUNULMUŞTUR.

DETAYLI BİLGİ İÇİN 0212 240 65 31 – 0212 240 65 82 NOLU TELEFONLARDAN İLETİŞİME GEÇEBİLİRSİNİZ.

Yiğit Kalafatoğlu, 18 Haziran 2010

28-30 MAYIS 2010 Tarihlerindeki Özürlüler Vakfı Kongresi sonrasında, Özürlüler Vakfı İşbirliği ile İstanbul Genelindeki Tüm Raylı Sistemler, engelli ve özürlülerin kullanımına uygun hale getiriliyor…