Özürlüler Vakfı, Bi bakar mısınız! hareketinin düzenlediği eylemde özürlüler için 200 kişi Mecidiyeköy’de 1 dakika hareketsiz kaldı.
Özürlülerin eğitim, sağlık ve sosyal haklardan eşit faydalanması için kamuoyunun dikkatini çekmek isteyen Bi Bakar mısınız! hareketi, Mecidiyeköy’de eylem gerçekleştirdi. Daha önce yurtdışında birçok örneği yapılan FlashMob – Freezing (donma) örneğini ilk kez özürlü haklarına dikkat çekmek için gerçekleştiren ekip ardından basın açıklaması yaptı.
Video – Youtube: http://www.youtube.com/watch?v=NSlBWPTpMsc
Bİ BAKAR MISINIZ?
ZAMANI DURDURUYORUZ!
Şaka Değil Gerçek, İnanmıyorsanız… Gelin görün!!!
Sizi zamanı durdurmaya çağırıyoruz…
Bu sıradan bir eylem değil! Sosyal adalet ve eşitlik için zamanı durduruyoruz.
Siz duyarlı bir insansınız. Sorumluluk sahibi, sosyal adalet ve eşitlikten yana, toplumsal konulara duyarlı birisiniz. Hatta, zaman zaman yapabileceğiniz bir şey olup olmadığını düşünüyorsunuz. Ancak kendinizi yalnız hissediyor, günlük meşgalelerinizden uzaklaşamıyor ve de düzene karşı koyamayacağınızı, değiştiremeyeceğinizi düşünüyorsunuz. Ne de olsa böyle gelmiş, böyle gidecek. Tek başınıza ne yapabilirsiniz, sizin gücünüz bir şeyleri değiştirmeye yeter mi ki?
EVET YETER!
Gelin görün!!!
İnsan haklarına dikkat çekmek amacıyla gerçekleştirilecek, Bi’ Bakar Mısınız? etkinliğine hepinizi bekliyoruz…
İnsan haklarına dikkat çekmek için yapılacak Flash mob – freezing videosunda yer almak istiyorsan ve de o tarihlerde İstanbul’daysan…
Adın, Soyadın, telefon numaran ve mail adresini bibakarmisiniz2012@gmail.com adresine mail atmanız gerekiyor.
Flash mob- freezing nedir mi diyorsun? http://www.youtube.com/watch?v=qHEJlJeTPIU&feature=related&noredirect=1
Program
Tarih : 1 Nisan 2012’ Pazar
Etkinlik Yeri : Cevahir Alış Veriş Merkezi ana giriş bina önü
Buluşma Saati : 13:30
Etkinlik Saati : 14:00-14:30
**
Bi’ Bakar Mısınız? Projesi Özürlüler Vakfı (http://ozurlulervakfi.org.tr/tr/) tarafından yürütülen, eylemsel hareket alanı olan projedir.
Proje kapsamında toplumsal yaşamda özürlülerin ulaşım ve benzeri alanlarda maruz kaldıkları ayrımcılık ve zorluklara dikkat çekmek ve özürlü insanların hayatlarını kolaylaştıracak yöntemler üretme konusunda kamuoyu oluşturmak amaçlanmaktadır.
1 Nisan’daki eylem ve video gösterisi başta özürlü hakları olmak üzere insan haklarına dikkat çekmek için yapılmaktadır.
Özürlüler Vakfı; toplumsal sorunlara duyarlı ve farkında olan KAHRAMANLARINI ARIYOR!
Ülkemiz nüfusunun 8,5 milyonu özürlü kişilerden oluşmaktadır. Maalesef özürlü kişileri görmüyor, duymuyor, fark etmiyoruz. Toplum olarak bilinçlenmediğimiz sürece de özürlüleri sosyal yaşamın içerisinde görmek mümkün değil.
Eğer siz, “ben farkındayım” diyorsanız bu fotoğrafı 1 hafta boyunca sosyal paylaşım sitelerinde profil fotoğrafınız olarak kullanabilirsiniz. Hem böylesine önemli bir konuya dikkat çekmemize hem de maddi yetersizlikler nedeniyle yaşamını özürlü kalarak sürdürecek bir çocuğun gülümsemesine katkıda bulunabilirsiniz.
HAREKETE GEÇMEMEK İÇİN SİZİN ÖZRÜNÜZ NE?
Özürlüler Vakfı Ekibi ve Yüksek Mimar Özlem Belir, Fatih Belediyesi’nin erişebilirliği konusunda bir rapor hazırladı. Buradan ulaşabilirsiniz.
Kamu kurum ve kuruluşlarının mevcut resmi yapıları, yol ve kaldırımları ile yaya geçitlerini, spor alanlarını özürlülerin erişebilirliğine uygun hale getirmelerine ilişkin olarak tanınan 7 yıllık süre 7 Temmuz 2012 tarihinde sona eriyor. Konunun takipçisi olarak 2005 yılından itibaren yapılan kamu binalarını izlemeye devam ediyoruz….
Özürlülerle ilgili çalıştığım için bana en çok sorulan sorular; ailenizde özürlü var mı? … nasıl üzülmeden onlarla bir arada bulunabiliyorsunuz, ya da nasıl dayanıyorsun?… hatta arkadan en vurucu cümle geliyor… ben çok hassasım, dayanamam..!
Bu konuyu, 20 yıl önce çoğu kimse farkında değilken bir mimar olarak seçtiğimde, ailemde ve yakın ya da uzak çevremde özürlü yoktu.. Hala ailemde yok.. Aslında ilk zamanlar tepki verdiğim bana yöneltilen sorunun, haklı olarak sorulduğunu anlıyorum artık. Bakıyorum ki, birinin başına bir iş geliyor, konuya “duyarlılık” işte o andan itibaren başlıyor.
“İnsan” olunca “duyarlı” olmak ya da olmamak gibi bir hal söz konusu olabilir mi ki! Zengin-fakir, zayıf-şişman, kısa-uzun ve hatta iyi-kötü bile olunabilir ama duyarlı-duyarsız olunabilir mi? Sanıyorum ki, “duyarlı” olmak ile kastedilen aslında ilgi duyma hali.. bir insan ilgisiz olabilir mi? olur tabii… hele ki böyle konulara kim ilgi duyabilir.. Peki başımıza bir iş gelince ve ilgi duyunca, dönüp neden halen eski biz gibi olan kişilere karşı öfke duyup, duyarlı olmaya davet ederiz ki.. o kişi de az önceki biz gibi aslında, bu durumda bekleyelim onun da başına bir iş gelsin…. … böyle değil tabii.. Toplumsal duyarlılık ise insanın yaşadığı dünya ve kişilerle ilgili sorumluluk alma bilinci olarak tanımlanabilir. Topluma karşı sorumluluk almak bazen ürkütebilir insanı, çünkü kişi kendinden bir şeyler verecektir. Bu da çok göğüslenebilecek bir durum değil.. dolayısıyla da bana yöneltilen ilk soruda haklılık payı var, soranlar açısından.
Diğer soruda ise daha da çok şaşırıyorum.. üzülmek ve hassaslık konusu.. Hassas olup, üzülmemek için de duyarlı olmazsam daha fazla huzurlu ve rahat olamayacağım ben.. aldığım eğitim ile mesleğim gereği yapmak zorunda olduğum konularda hizmet vermek benim görevim.. Öğrendiklerimi duyurmak, paylaşmak da görevlerim arasında. Ben özürlü birini gördüğüm zaman “fena” olmuyorum. Aksine, o kişi, erişilebilirlik anlamında engelleniyorsa “fena” oluyorum. Hatta daha da ötesi, “utanıyorum”. Çünkü erişememesinin nedeninin en büyük sorumlusu bir mimar! Dikkat ediyorum bu konuda meslektaşlarım hiç çaba göstermiyor. Çok az arkadaşım bir proje çizerken acaba ne yapmalıyım diye düşünüyor. İmar kanununda yer alan rampa yapma zorunluluğu ve belirli bir sayıda yapılması şart koşulan özürlü WC ‘sinden bahsetmiyorum.. onları bile doğru yapmıyoruz, çünkü “ilgi” duymuyoruz. Üzülmemek için sanırım..
Şu sıra görme özürlü kişilerle çok irtibattayım, araştırmam gereği.. biliyor musunuz onlar karşılarındakini dinliyorlar..! biliyor musunuz onların belki de içlerinde fırtınalar kopuyor, ama size hiç belli etmiyorlar..! O kadar güçlü ki hepsi.. Hayata, yaşama bakışları farklı. Benim onlara acımam ne haddime.. ancak belki içlerinden onlar bana acıyordur, kendimi ifade edişimdeki acizlikten dolayı.. Bazen dalıp, “işte bak orada” dersem eğer çok gülüyorlar bana.. o kadar da erdem sahibi hepsi. Ben utanıyorum yine. Kırmamak için hemen bir espri geliyor ardından..
Ben böyle mutlu oluyorum. Size de tavsiye ederim.. O çok kızdığım “duyarlı olun” sözünü söylemeyeceğim, ancak ilgili olabilirsiniz.
Özlem BELİR
Y.mimar
Ülkemizde özürlüler genellikle yardıma ihtiyacı olan bireyler olarak görülür, oysa özürlülere imkanlar tanındığında eşit yaşam koşulları oluşturulduğunda özürlülerin diğer bireyler ile birlikte eğitime, üretime, sosyal hayata katılımı mümkündür.
Ancak ihtiyaç sahibi olan özürlülere yardım yapılmak istendiğinde ise ilk akla gelen yardım malzemesi tekerlekli sandalyedir. Yardım yapmayı isteyen kişiler standart bir sandalyeyi alır ve ihtiyacı olana hediye eder.
Oysa yanlış kullanılan tekerlekli sandalye kişinin daha kötü yaşam koşullarına dahi sürükleyebilir . Bazı hastalarda skolyoza bazılarında ise bası yarasına neden olabilir. Neden mi ? Çünkü hastalıklar ve vücut yapıları tek tip değildir. Dolayısı ile Tekerlekli Sandalyeler de tek tip değildir. Nasıl ki herkes aynı ayakkabıyı giymiyorsa, her kullanıcı için de aynı sandalye uygun değildir.
Bu ihtiyaçtan hareketle 8 Aralık 2011 Perşembe günü Kadir Has Üniversitesi ev sahipliğinde Cibali Kampüsü’nde LDS Hayır Kurumu desteği ile birlikte Özürlüler Vakfı olarak doğru Tekerlekli Sandalye vermek için gönüllülere yönelik bir eğitim gerçekleştirdik. Eğitimin ardından uygulamalı olarak hastaların ölçüleri alarak, katılan kişilerin ihtiyaçlarına uygun tekerlekli sandalyeleri dağıttık.
Amaç bundan sonra verilecek tekerlekli sandalyelerin kişilere uygunluğunu tespit edecek kişilerin sayısını artırmak ve ihtiyaç sahiplerine doğru sandalyelerin verilmesini sağlamaktır.
Tekerlekli Sandalye Eğitim Programı İçeriği
- Tekerlekli sandalye güvenliği ile ilgili noktalar, Tekerlekli Sandalye İhtiyacı, Teşhis koyma ve engelleri tanıma
- Zarar riskini anlama ve zararı engelleme. Hissiyat, Basınç Ülseri, Basınçla rahatlama
- Postural deformasyon, Oturma dengesini tahlil etme, Omuz zedelenmesi
- Tekerlekli sandalye minderi seçme. Sandalye ve minder çeşitleri, 90/90/90 pozisyonu, Vücut ölçümleri
- Engellinin sandalyeye transferi, Transfer çeşitleri
- Sandalye ve minderin uyumunu sağlamak, Aks konumu, Ayak dayama yerinin ayarlanması,
- Yastık kullanımı
- Sandalye ve minder uyumundan doğacak problemleri çözme
- Sağlık, hareket edebilme ve bakım kılavuzu anlatımı
- Tekerlekli Sandalye Kliniği: Doğru yerleştirme, Hareket eğitimi, ve Tekerlekli Sandalye
Ayarlama Eğitimi
Esra BERBEROĞLU
Özürlüler Vakfı
Genel Sekreteri
ÖZÜRLÜLERE UYGUN BİNA
Özürlü İnsanların İkamet Edeceği Binaların Düzenlenmesi Kuralları ya da Özürlülere Uygun Bina tanımlaması ilk okunduğunda, bu konuya gösterilen dikkat ve özeni hissettirse de, ayrımcılıktan öteye geçmemektedir. Bu ifadeler; halen kanun, yönetmelik ve standartlarımızda kullanılmaktadır. Özürlü insanlara, ikamet edecekleri binaları işaret etmek, yönlendirmek söz konusu olamaz. İnsan haklarının, tüm insanların hak ve saygınlık açısından eşit ve özgür doğduğu anlayışına dayandığı kabulü ile, böyle bir sınıflandırma ya da tanımlamanın mümkün olamayacağı bir gerçektir. Bazı binalarda özürlü yaşayabilir, diğerlerinde yaşayamaz gibi bir tanımlamanın yapılması bu grubu ötekileştirmekten öteye geçmemektedir. Özürlüye uygun bina ifadesinin kullanılması, mimarların, “benim tasarımım özürlüye hizmet etmiyor” düşüncesi ile uyulması gereken kuralları göz ardı edebilir endişesini taşımamız gerekir.
İnsan hakları ve fırsat eşitliği prensibinden hareketle, toplumun her bireyi, toplumun tüm kaynaklarından eşit olarak yararlanabilme hakkına sahiptir. Bu hak, her bireyin bağımsız, üretken ve zevkli bir yaşam biçimine ulaşabilmesi olarak da özetlenebilir. Bu tanımlama ile birlikte, “Tüm ürünlerin ve çevrelerin, yaş, beceri ve durum farkı gözetmeksizin pek çok kişi tarafından kullanılabilmesini olanaklı kılan, bütünselleşme sağlayan bir tasarım yaklaşımı” olarak ifade edilen Evrensel Tasarım kavramının İnsan Hakları prensibi ile çalıştığını söyleyebiliriz.
Tüm binaların erişilebilir olmasını kabul ettiğimizde, sadece kamu binalarının değil, tüm konutların da erişilebilir olması gerektiği kuşkusuzdur. Aksi durumlarda, fiziksel eksikliğimizin olmadığı bir dönem ya da yaşta edindiğimiz ve halen yaşamakta olduğumuz yuvamızdan, herhangi bir sorun oluşması veya yaşlılık nedeni ile bazı fiziksel yetersizlikleri yaşamamız durumunda, ayrılmamız gereği oluşmaktadır! Örneğin; tekerlekli sandalyenin geçmesi için temiz kapı boşluğunun en az 80 cm. olması gereği varsa, bundan böyle tüm konutlarda WC ve banyo kapılarının net açıklığının 80 cm. olması gereği vardır. Aksi durumda, “özürlüye uygun” bir konut arayışı içine girmemiz gerekmektedir!
Yaşadığımız çevredeki yapısal erişim sorununun, en önemli sorumlusunun “mimar” olduğu gerçeği unutulmamalıdır. ..
Bir başka deyişle; MİMAR, çizdiği her çizgi ile yaşamlarımıza dokunmaktadır.
Özlem BELİR (y. mimar)
Engellenmiştir from Orçun Baş on Vimeo.
Uluslararası Engelsiz Kısa Film Festivali için ekşi sinema tarafından, ekşi sözlük katkılarıyla çekilmiş kısa film.
Yazan – Yöneten: Orçun Baş
Yürütücü Yapımcı: Sera Kadıgil
Görüntü Yönetmeni: Mustafa Köksalan
Müzik: Okay Barış
Ses: Eli Haligua – Gürkan Vayıs
Oyuncular: Sefa Gültekin, Aylin Solakoğlu, Ersin Elban, Esra Ilınca, Fidan Tek, Mustafa Köksalan, Aydın Demir, Emrah Elban, Ersan Özdemir, Erdinç Kılınç, Engin Çelik Kadıgil, Hamza Doğan, Kerim Abul, Mahmut Çarkçı, Mustafa Doğan, Mürsel Çelik, Suphiye Özbudak, Suphiye Dağ, Onur Kır, Ömer Cantay, Yılmaz Alkan, Zeki Bilir
Sadece yılda bir hafta hatırlanmak istemiyoruz.
Bu yüzden 10-16 Mayıs Sakatlar Haftasını kutlamıyoruz.







