Özlem BELİR, 27 Ocak 2012

Özürlülerle ilgili çalıştığım için bana en çok sorulan sorular; ailenizde özürlü var mı? … nasıl üzülmeden onlarla bir arada bulunabiliyorsunuz, ya da nasıl dayanıyorsun?… hatta arkadan en vurucu cümle geliyor… ben çok hassasım, dayanamam..!
Bu konuyu, 20 yıl önce çoğu kimse farkında değilken bir mimar olarak seçtiğimde, ailemde ve yakın ya da uzak çevremde özürlü yoktu.. Hala ailemde yok.. Aslında ilk zamanlar tepki verdiğim bana yöneltilen sorunun, haklı olarak sorulduğunu anlıyorum artık. Bakıyorum ki, birinin başına bir iş geliyor, konuya “duyarlılık” işte o andan itibaren başlıyor.

“İnsan” olunca “duyarlı” olmak ya da olmamak gibi bir hal söz konusu olabilir mi ki! Zengin-fakir, zayıf-şişman, kısa-uzun ve hatta iyi-kötü bile olunabilir ama duyarlı-duyarsız olunabilir mi? Sanıyorum ki, “duyarlı” olmak ile kastedilen aslında ilgi duyma hali.. bir insan ilgisiz olabilir mi? olur tabii… hele ki böyle konulara kim ilgi duyabilir.. Peki başımıza bir iş gelince ve ilgi duyunca, dönüp neden halen eski biz gibi olan kişilere karşı öfke duyup, duyarlı olmaya davet ederiz ki.. o kişi de az önceki biz gibi aslında, bu durumda bekleyelim onun da başına bir iş gelsin…. … böyle değil tabii.. Toplumsal duyarlılık ise insanın yaşadığı dünya ve kişilerle ilgili sorumluluk alma bilinci olarak tanımlanabilir. Topluma karşı sorumluluk almak bazen ürkütebilir insanı, çünkü kişi kendinden bir şeyler verecektir. Bu da çok göğüslenebilecek bir durum değil.. dolayısıyla da bana yöneltilen ilk soruda haklılık payı var, soranlar açısından.

Diğer soruda ise daha da çok şaşırıyorum.. üzülmek ve hassaslık konusu.. Hassas olup, üzülmemek için de duyarlı olmazsam daha fazla huzurlu ve rahat olamayacağım ben.. aldığım eğitim ile mesleğim gereği yapmak zorunda olduğum konularda hizmet vermek benim görevim.. Öğrendiklerimi duyurmak, paylaşmak da görevlerim arasında. Ben özürlü birini gördüğüm zaman “fena” olmuyorum. Aksine, o kişi, erişilebilirlik anlamında engelleniyorsa “fena” oluyorum. Hatta daha da ötesi, “utanıyorum”. Çünkü erişememesinin nedeninin en büyük sorumlusu bir mimar! Dikkat ediyorum bu konuda meslektaşlarım hiç çaba göstermiyor. Çok az arkadaşım bir proje çizerken acaba ne yapmalıyım diye düşünüyor. İmar kanununda yer alan rampa yapma zorunluluğu ve belirli bir sayıda yapılması şart koşulan özürlü WC ‘sinden bahsetmiyorum.. onları bile doğru yapmıyoruz, çünkü “ilgi” duymuyoruz. Üzülmemek için sanırım..

Şu sıra görme özürlü kişilerle çok irtibattayım, araştırmam gereği.. biliyor musunuz onlar karşılarındakini dinliyorlar..! biliyor musunuz onların belki de içlerinde fırtınalar kopuyor, ama size hiç belli etmiyorlar..! O kadar güçlü ki hepsi.. Hayata, yaşama bakışları farklı. Benim onlara acımam ne haddime.. ancak belki içlerinden onlar bana acıyordur, kendimi ifade edişimdeki acizlikten dolayı.. Bazen dalıp, “işte bak orada” dersem eğer çok gülüyorlar bana.. o kadar da erdem sahibi hepsi. Ben utanıyorum yine. Kırmamak için hemen bir espri geliyor ardından..

Ben böyle mutlu oluyorum. Size de tavsiye ederim.. O çok kızdığım “duyarlı olun” sözünü söylemeyeceğim, ancak ilgili olabilirsiniz.

Özlem BELİR
Y.mimar


Özlem BELİR

Özlem BELİR Hakkında

Paylas